Çift Fonksiyonlu Derin Dondurucu

                                                       

İlk önce çift fonksiyonlu derin dondurucunun ne demek olduğu ile başlayalım, zira ilk duyduğumda ne anlama geldiğini ben de anlayamamıştım. Klasik derin dondurucular sadece “derin dondurma” yapıyor, yani içlerindeki tüm gıda ve besinleri -16 / -24 arasındaki bir sıcaklıkta depoluyor. Bunun avantajı, bu sıcaklıkta hemen tüm besinlerin kullanım ömürlerinin son derece uzun olması. Yani yazın dondurduğunuz bir gıdayı, kışın ilk günkü tazeliği ile tüketebiliyorsunuz. Ancak derin dondurma uzun süreli bir çözüm ve kısa sürede tüketmeniz gereken gıdalar için yeterince pratik değil. Aynı şekilde, su oranı yüksek besinler (karpuz, üzüm, vs.) derin dondurma işlemi için pek uygun değil, zira içlerindeki su kristalleşiyor ve gıdanın lezzeti bundan etkileniyor. Bu türden gıdalar için derin dondurucu değil, “soğutucu” kullanmak gerekiyor.

İşte çift fonksiyonlu derin dondurucu modelleri, tam olarak bu işe yarıyor. İstediğiniz zaman soğutma, istediğiniz zaman da derin dondurma yapıyorlar. Bu yüzden, kelimenin tam anlamıyla her besin türü ve her depolama amacı için uygunlar. Ancak, piyasada kaliteli bir çift fonksiyonlu derin dondurucu modeli bulmak oldukça zor. İşte bu nedenle uzun araştırmalardan sonra Uğur Soğutma’ya ait UED 7246 DTK modelinde karar kıldım. Uğur Soğutma’nın bu sektörde 60 yılı aşkın bir deneyimi var ve gerçeği söylemek gerekirse, kayda değer bir rakibi de bulunmuyor. Nitekim UED 7246 DTK’yı birkaç aydan bu yana kullanıyorum ve son derece memnun kaldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Her şeyden önce, bu bir dikey derin dondurucu model. Yani görünüm ve kullanım olarak klasik buzdolaplarına benziyor. 261 litre brüt iç hacmi var ve en kalabalık aileler için bile fazlasıyla yeterli. Derin dondurma, soğutma ve sıfır derecede saklama özellikleri bulunuyor. Besinlerinizi kullanılan moda göre +3 / -24 sıcaklık aralığında depolayabiliyorsunuz. No frost özelliğine sahip olan çift fonksiyonlu derin dondurucu, aynı zamanda A+ enerji sınıfına ait, yani çok az elektrik harcıyor. Ön kapağı üzerinde bir LED ekran var ve tüm ayarları (kapağını açmaya gerek kalmadan) bu ekranı kullanarak yapabiliyorsunuz. Ben Uğur Soğutma’nın çevrimiçi mağazasını kullanarak satın aldım (https://satis.ugur.com.tr/) ancak Türkiye çapındaki bayilerden de alabilirsiniz. Bir derin dondurucu almaya niyetliyseniz, çift fonksiyonlu bu modele muhakkak bir göz atmanızı öneriyorum, kesinlikle pişman olmazsınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

3 Aralık 2016 Cumartesi

VINTAGE- DEKORATiF DUVAR RAFI "KALBURAF" :)

Merhabalar!
En sevdiğim ay Aralık, sana da merhaba!
Normalde, şimdiye kadar yılbaşı ağacı süsleme ritüelimi yaklaşık 1 ay önce tamamlamış olarak Christmas ruhuna bürünmem gerekirdi. Daha doğrusu bu bir gereklilikten ziyade alışkanlıktı benim için. Sanırım daha hevesli, daha heycanlı, daha çocuktum. Neyse, bu satırları karşımda hala ağacımın kutusundan bana baktığı koltuktan yazıyorum. Ağacımı kurup, hediyeler almaya başlayıp, yılbaşı menüsünü bile hazırlamam beklenirken tüm bunları yapmadığımı gören ailem ve arkadaşlarım hastamıyım diye düşünmeye başladılar. 
Silkelen ve kendine gel Esin =)
Biraz iç hesaplaşma yaptığıma göre başlıkta adı geçen kalburaf'ıma dönebilirim:)


Bu ismi çok sevdim ben, umarım isim annesiyimdir=) Bir aralar, özellikle pinterest ve instagram  hesaplarında çok fazla karşılaştım bu dekoratif duvar raflarıyla. En son bir benzerinin 150 TL ye satıldığını görünce de kalk Esin dedim, kalburunu çıkart meydana :) Benim yaşımda birinin evinde kalburun ne işi mi var? Millet youtube da çeyiz vidyoları çekip, hunim eksik, kevgirim eksik derken ben de boş durmamışım, bir kalbur alıvermişim yani ne olacak =) 
Şaka bir yana gerçekten kalburumun da bir anısı, bir manası var tabi ki. Şu hayatta ben de anısı olan ve tadını asla kaybetmek istemediğim tatlar vardır, anneannemi kaybettikten sonra da ondan kalan bir tadı yaşatmaya devam ettim onun tarifiyle; kalburabastı.
Önceki paylaşımlarımdan birinde şöyle demiştim; en güzel miras vefadır! Kalburu da bu vefanın ürününü elde edebilmek için Kemeraltından satın almıştım vakti zamanında.
Kalburunuzu aldıktan sonra yapmanız gereken ikinci şey kalburun ortasına uygun bir raf kestirmek. Ben onu da kestirmedim, evde yıllardır oynamadığımız dominonun kapağı sağolsun, gönüllü oldu raf olmaya :) Tam tamına ölçüsüne uyduğu içinde yanlardan vida ile tutturmama gerek kalmadı. Duvar dekorunuzu benim gibi doğal halinde de kullanabilirsiniz, zevkinize uygun herhangi bir renge boyayıp üzerini vernikleyerekte kullanabilirsiniz. Mat vernik tercih ettim ben. Eğer isterseniz altındaki tel kısmı dekoratif bir kumaşla veya dantellede kapatabilirsiniz, tamamen size kalmış.
Son olarak ortasından bir kozalakçık sallandırdım, raflarına da tabi ki bir Esin klasiği olarak sukulentlerimi diktiğim minik rus çarıklarını yerleştirdim. İşte hepsi bu kadar.
Kalbur 7 TL, biblolar hediye, çiçekler kendimden, kozalak da yılbaşı ağacımdan, kısacası maliyet; evde ne varsa =)
Hem kendi evinize hem de dilerseniz yeni yıl armağanı olarak sevdikleriniz için yapabilirsiniz. İllaki bu raftan da yapmanıza gerek yok, içinizde ne gelirse, yeter ki sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi hatırlatın.
Bu arada tabiki kalburumun yerine yenisini koydum, önümüzdeki bayram Kalburabastı yemeye bekleriz vefalı okurlarımı :)
Sevgiyle kalın,
EK
PS: Az bir yeni yıl ruhu gönderirseniz çok sevinirim, en azından ağacımı kuracak kadar =)
Bunlar hep İzmir de kar yağmadığı için, kar yağsa kırk tane ağaç kurardım ;)


Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:






25 Eylül 2016 Pazar

SEPHORA AVOKADO YÜZ MASKESi

Herkese merhabalar! ^^
Sonbahar'ın en güzel hissedildiği ay Eylül benim de en sevdiğim ay, çünkü bana kış'ı getiriyor, pek severim :) 
Severim sevmesine de bütün alerjilerim de bu ay başlıyor maalesef, şimdiden kurudu ellerim ve yanaklarım. Yaz bitiminde güneşten kuruyan saçlara bakım, sonbahar da nemsiz kalan ciltlere bakım, kışın ise soğuklar bastırdığında hiç bir şey yapmadan sırf bakım yaparak yaşamak lazım sanırım :) E tabi günlük hayatın getirilerinden pek fırsat kalmıyor bakıma, bu da hayatın gerçeklerinden. Neyse, bundan bir ay önce Sephora'ya uğradım ve tek kullanımlık cilt bakım maskelerine bir göz attım. Yüzümdeki hassasiyeti, kızarıklığı ve alerjilerimi belirterek, nem verecek, aynı zamanda yüzümdeki kızarıklığı da yatıştırabilecek bir maske istedim. Danışman bana Avokadolu yüz maskesini önerdi, ben de üzerine fazla düşünmeden aldım çıktım. 


İyiki de almışım, fazlasıyla memnun kaldım. Üzerinde besleyici ve onarıcıdır yazıyor. Gerçekten de uyguladıktan sonra cildimi yumuşacık yaptı ve parlaklık kattı, boş suyla bile yıkadığımda kızaran yüzüm hiç kaşınmadı ve kızarmadı. Benim cildim kuru, t bölgemde de yağlanma yok, bu sebeple maskenin bana çok iyi geldiğini düşünüyorum. Cildiniz yağlı ise yine de danışarak kullanmanızı öneririm. Bu maskeler gayet doğal, içeriğinde paraben bulunmuyor. Dudak, göz çevresi ve el için olanları da vardı, bir daha ki sefere başka bir tanesini deneyip sizlerle düşüncelerimi paylaşacağım. Fiyatı 14 TL. 
Kızlarla bir pijama partisi verip, filminizi koyup mısırınızı da patlattıktan sonra maskelerinizi yapmamanız için hiç bir sebep yok aslında =)
Şaka bir yana hiç olmazsa arada bir cildinize bakın, istediği nemi ona verin, en önemlisi tüm bu bakımların yanı sıra bol bol su tüketin. Su, cildinizin sağlığı ve elastikiyetini kaybetmemesi açısından en önemli faktör. Gençliğin sırrı tamamiyle doğada yani<3
Sephora'nın bu bakım maskelerinden uygulayanlarınız var mı? Yorumlarınızı aşağıda benimle paylaşırsanız çok memnun olurum.
Huzurlu ve sakin bir hafta geçirmenizi diliyorum,
Sevgiyle kalın,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:



24 Eylül 2016 Cumartesi

SiYAH NOKTA TEMiZLEYiCİ BURUN BANDI - AGiSS BURUN BANDI (A101)

Merhaba!
Bir süredir siyah nokta temizleyici burun bantları ile ilgili bir yazı yazmak istiyordum. Bir kaç hafta önce A101 de daha önce görmediğim bir markaya rastladım, alıp denemek istedim. Sonuç; Agiss daha önce denediğim bantları bir kenara attırdı :)
Gratiste satılan Celluca marka bantları kullanıyordum bir aralar, fakat son zamanlarda bulamamaya başladım. Bim de satılan bantlar ise kara borsaya düşmüşcesine bulunamıyordu. Herhalde herkesin heryerini noktalar bastı diye düşünüyorum artık :) Neyse, Agiss diğer bantlara göre daha kokusuz. İşin koku tarafından giriş yaptım ama daha önce diğer bantlardan kullananlar benim ne demek istediğimi daha iyi anlamışlardır. Keskin, kötü bir kokusu yok bu bantların, hatta ilk yapıştırdığımda hafif bir alkol kokusu aldım, sonra herhangi bir koku kalmadı. Diğer tüm bantlarda olduğu gibi burnunuzu ıslatıp yapıştırıp kuruyana kadar bekleyip çekiyorsunuz. Dayanabilirseniz yavaş çekmenizi öneririm, hızlı çektiğime oranla daha iyi temizliyor.


Fiyatı 4,5-5 TL olması lazım. İçerisinde 6 adet bant mevcut.
Cildim kuru ve alerjik olmasına rağmen bu bantı kullandıktan sonra diğer bantlarda olduğu gibi bir kaşınma, kuruma reaksiyonu yaşamadım burnumda. Ben fazla siyah nokta sorunu yaşamadığım için aklıma estikçe, hafta da bir uyguluyorum. Alışveriş yaparken denk gelirseniz belki siz de denemek istersiniz.
Bir burun bandı için söylenmesi gereken daha fazla bir şey olmamalı =)
Sevgiyle kalın,
EK


Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:



7 Eylül 2016 Çarşamba

SAÇ BAKIM ÜRÜNLERi - HASK, ELSEVE, ELiDOR

Yeniden merhaba!
Bugün biz bayanların ortak bir derdini ele alıyorum, saç bakım sorunsalı:)
Çoğumuzun boyalı saçlardan dolayı oluşan yıpranmaları var. Kimi saçının rengini açtırırken saçlarını yakmış, kimisi güneşe mağruz kalmış, kimi ince, kimi kalın, kimi sönük, kimi kabarık olmasından şikayetçi saçlarının, biz kadınların saçıyla başıyla derdi bitmiyor yani :) Şaka bir yana ciddi anlamda sinir bozucu olabiliyor bu dertler. Misal ben, saçlarım aşırı ince telli ve kuru, üstüne üstlük bir de boyalı , Allahtan boyama da saçlarımın rengini açtırmıyorum, herhalde yanar elimde kalırdı öyle bir şey yapsaydım :) ( Şair burda saçlarını 6 sene önce açtırıp yaktığı güne sesleniyor olabilir :)) Neyse ki, 6 yıl da kestire kestire yanıklar bitti, saçlarım uzadı, bakır kızıl 'a bünyem alıştı, her türlü renk tutuyor :))
 Taşınmış olmama rağmen bile boyalarımı Ankaradaki kuaförümden aldırır, İzmir deki kuaförümde boyatırım :) İşin gerçek yanı bizler sık kuaför değiştirmeyi de sevmeyiz aslında, ama bazen değiştirmekte fayda var, içinize sinmeyen bir şeyler olduğunda çekinmeyin, değiştirin, aynı doktor gibi, sonuçta bu da akıl sağlığımızla alakalı sayılır :) Fazla çene çaldım, ne diyordum? Saç bakımı... 
Farklı farklı dönemlerde çeşitli saç kremleri, saç maskeleri, bakım yağları, bakım köpükleri ve benzeri ürünler deneyimledim. Şuanda bile duşta ve duştan sonra  uyguladığım  10-15 ürün mevcut elimde. Uzun süre bir ürünü kullandığım da saçım alışıyor ve çok işe yarayan o ürün bile işe yaramaz hale gelebiliyor, bu sebepten verim alamadıkça döngüsel olarak değiştiriyorum kullandıklarımı. 

 Şampuanlama bittikten sonra saçlarımı kremliyorum ve önemli bir detay olarak saçlarımı kremliyken duşta tarayıp o şekilde durluyorum. Bu sayede saçlarım tararken kırılmamış oluyor. Başta da belirttiğim gibi saçlarım yıpranmaya çok müsait, senede fön çektirme sayım maksimum 12 yi geçmez, o da her boyatmadan sonra diye hesaplarsak... Asla düzleştirici, maşa gibi ısıya mağruz bırakan aletler de kullanmam. Bunlara rağmen, saçlarıma el bebek gül bebek bakmama rağmen yine de kırılganlar, inceler ve kurular kendileri :) Ben şampuan ve krem aşamasından sonra saçlarıma daha da yumuşasınlar ve nem kazansınlar diye saç maskesi uyguluyorum. Hask markasının maskesini keşfedene kadar Pantene, Elseve, Elidor, Urban Care gibi pek çok markanın maskesini denedim, ben de uzun vadede sonuç vermediler. Loccitane'in onarıcı olan maskesi ise her yıkamada kullanmaya uygun olmamasına rağmen haftada 2 kullanım için tavsiye edebileceğim, saçta ipeksi his veren, güzel bakım yapan onarıcı bir ürün. 

Gelelim benim en memnun kaldığım maskeye; Gratislerde satılan Hask markasının Macadamya Yağı içeren maskesi. Bu ürünün devamı şampuan, krem ve yağı da mevcut. Yağını arada kullanıyorum ama şampuanlarını denemedim. Sadece maskeyi kullanmam saçlarıma yetti :) Kremden sonra bazen de kremlemeden direk saçlarıma masaj yaparak yediriyorum ve tarayıp 2-3 dakika bekletiyorum. Daha sonra duruluyorum. Kullanmaya başladığımdan beri 10 günde 1 paket bitiriyorum ki ben saçlarımı her gün yıkarım (Bu da saçı yıpratan çok önemli etkenlerden). Yumuşacık, ipeksi, mis gibi kokan saçlarım oluyor.




Tabi ben maskeyle yetinmiyorum. Gelelim sonraki aşamaya, Elseve markasının doğal çiçek özleri içeren mucizevi bakım yağı.
Bunu da son zamanlarda saçlarım ıslakken, ortalardan uçlara doğru yedirip bir güzel tarıyorum. İsterseniz saçlarınız kuruyken de uygulayabilirsiniz. Benim saç uçlarım çok yıprandığı için kuruyken de yumuşak kalsınlar diye, ıslakken uygulamaya başladım. Burdan Tuğçeme selam olsun, mis gibi kokusuyla saçlarını savurarak evde salındığı bir gün bu nedir diyerek kullanmaya başladım sayesinde :) 




Şu ana kadar saydığım aşamalarla bile saçları yağlanıp ağırlaşabilecek olanlarınız olabilir, ben tamamen kendi saç yapımı baz alarak anlatıyorum ürünleri. Saçlarım kuru, ince telli ve uçları yıpranmış, bununla birlikte bir de dalgalı, istediği zaman kabarabilme potansiyeli de yüksekler. Sizin de benzer şikayetleriniz varsa kuruluktan yıpranmaktan yana, en azından ayrı ayrı da olsa bu ürünleri deneyebilirsiniz. Ayrıca ben saçlarıma bir iyilik yapıp iki ayda bir 3'er cm kestiriyorum, yenilenmiş oluyor ve çabuk uzuyor. 

Mucizevi yağdan sonra saçlarım kuruyunca Elidor'un 7/24 saç şekillendirici kremini kullanıyorum, hem saçlarımın yumuşaklığı uzun sürüyor hem de istediğim şekli gün boyu koruyabiliyorum. Tabi bu şekil verme aşaması kış için geçerli, çünkü bütün yazı tepemde bir deli topuzla geçiriyorum bu sıcaklarda :)  

Bu saydığım 2 temel bakım ürününde başka ara sıra değiştirerek kullandığım çeşitli yağlar, maskeler ve şekillendiriceler de mevcut. Ama son aylarda bunlar saçlarıma çok iyi geldi ve bu upuzun yazıyla duygularımı düşüncelerimi paylaşmış oldum :)
Başka bir ürün inceleme yazımda da kullandığım diğer ürünlerden bahsederim artık :)
Saç bakımıyla ilgili aklınıza takılan, merak ettiğiniz herhangi bir şey olursa aşağıya yorum olarak bırakın lütfen. Uzmanı değilim ama dert ortağınız olabilirim :)

Bu arada bu iki ürüne de Gratis indiriminden (11 Eylül son gün) uygun fiyata sahip olabilirsiniz. Dünki yazımda detaylı fiyatlarını yazdım, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. 
Başka bir zaman görüşme üzere,
Sevgiyle kalın,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

6 Eylül 2016 Salı

GRATiS BAYRAM iNDiRiMi 6-11 EYLÜL

Merhabalar!
Bayram indirimi  bugün hemen hemen her yerde  başladı. Kozmetik eksikleriniz varsa, Gratis'e de bir göz atın derim. Ben genellikle dünya kadınlar günü, anneler günü, bayramlar ve son olarak da yılbaşında olan yüzde elli indirimlerde temel bakım ihtiyaçlarımı alıyorum. Stoklamak gibi bir özelliğim yok, ülkemizde her iki-üç ayda bir indirim sebebi olacak bir özel gün ve haftalar bulunmakta nasıl olsa :) Bu sabah da bir Gratis ziyareti gerçekleştirdim.
 %40 + %10 indirimli fiyatlarıyla memnun olduğum ve bittikçe aldığım bazı ürünleri aşağıda paylaşıyorum. 

 Gillette, Venus Breeze Makine                       14,90


Elseve, Mucizevi Saç Bakım Yağı                  10,90



Wet'n Wild Makyaj Bazı                                   10,25


Hask, Macadamia Oil Saç Bakım Maskesi      5,30


 Dalan, Zeytinyağlı Duş Jeli                              3,30


Cala, Makyaj Temizleme Mendili                      2,95


Ürünlerle ilgili merak ettikleriniz olursa aşağıya yorum olarak bırakmayı unutmayın. 



Bu hafta, memnun olduğum, saçlarıma çok iyi gelen ürünlerle ilgili de yeni bir yazı paylaşacağım, mesela en sevdiğim ürünler fotoğraftaki Elseve'in bakım yağı ve Hask'ın maskesi. Yeni bitmişlerdi, bayram indirimi sayesinde yenilendi, detayları bir kaç güne buralarda olur :)
Şimdiden mutlu bayramlar diliyorum hepinize,
Sevgiyle kalın,
EK


Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

9 Ağustos 2016 Salı

HM LIPBALM - MAKSAT MUHABBET

Maksat muhabbet olsun,
HM lipbalm da muhabbetimize misafir olsun.
Yeniden merhaba!
Önemli olan iki lafın belini kırmak. Yıl olmuş 2016, bilmem kaçıncı yüzyıldayız, sizinde içinizden bağırıp, "yeter artık, insan gibi kardeşçe, sakin sakin yaşayın" dediğiniz oluyordur muhakkak. Bunca karmaşayı, sen-ben savaşını izlemek yerine çayırlarda koşmak, içine içine oksijen çekmek istiyor insan. Korku nedir bilmeden yaşasa insanlar, hiç öğrenmek zorunda kalmasa çocuklar korkmayı ve korkulacak da hiç bir şey olmasa dünyada! Yarınları düşünmeden, sadece huzurla  bugünü yaşamaya fırsat olsa keşke. Her gün yeterince bunları düşünür olduk zaten, biraz da kafa dağıtmaya çalışalım.


Bir kaç ay önce H&M İzmir- Mavibahçe'ye geldi ve günlerce  Bostanlı pazarı gibi yağmalandı. Uzun bir süre insanların sakinleşmesini bekledim gitmek için. Gözünü sevdiğimin Ankara'sında H&M böylemiydi, karını kışını özlüyor insan ( Sıcaktan erimekte olan, Ankara'da 6 sene yaşamış bir İzmirli'nin araya sıkıştırdığı bir serzeniştir). Neyse, artık daha bir sakinledi , aradığını bulabiliyor en azından insan. 
Bir ay önce kasada kenarda gözüme çarpan bu gül şeklindeki şey her ne olursa olsun sadece şeklinden dolayı benimle gelmeliydi. O bir güldü, çok da sempatik bir güldü :) Bizim evde deli var, tepesinde gülü var misali bir insan olduğum için beni tanıyan herkes ne demek istediğimi anlamıştır :) 
Bir kaç rengi daha vardı sanırım ancak ben yavru ağzı rengini aldım, içinde minnak bir de aynası olan bu lipbalm bu yaz benimle oradan oraya geziyor. Nem vermesi benim için yeterli, çok bir renk vermiyor ama doğal duruyor. Yapış yapış değil. Yazın güneşden kuruyan dudaklarınızı arada bir nemlendirmeyi atlamamanız lazım.
Geçenlerde bir gün yine H&M'de kasadayım, makyaj süngeri alıyorum. Kasadaki çocuk:
"Hanımefendi almışken 3-5 tane alın, beyaz olanı tükendi, pembe olanından hiç gelmedi, mor olanından sayılı geldi, bir daha bulamayabilirsiniz, 8 lirayken stoklayın" dedi :)) Bir an durdum ve düşündüm, nasıl bir savaşın içindeyiz de makyaj süngerine kıtlık gelmiş olabilir diye...
Bu post'umla dünyaya barış getirebilmeyi çok isterdim, belki de bir "gül" ...
Umutlu kalın,
Sevgiler,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

2 Mayıs 2016 Pazartesi

MiGROS - ANNELER GÜNÜ iNDiRiMi (2-7 MAYIS 2016)

Herkese merhabalar!
Bugün, 2-7 Mayıs tarihleri arasında Migrosta cilt bakım ürünleri ve kozmetik alışverişlerinde geçerli olacak %50 indirim başladı. Her sene, önce Dünya Kadınlar Gününde, ardından Anneler Gününde gerçekleşen bu indirimi özellikle takip etmekte fayda var. Bir cilt bakım ürününü yarı fiyatına almak varken bir hafta sonra iki katına almamak lazım :) Tabi ki  bu söylediklerim ihtiyacınız varsa faydalı olur, eğer ihtiyacınız yoksa kullanmayacağınızı düşündüğünüz ürünlere boşuna para vermeyin derim. Hoş konu alışveriş olunca onu da alayım bunu da alayım sevdasına zaman zaman herkes düşebiliyor. 
İndirimsiz ve indirimli fiyatları ile birlikte alınabilecek bazı ürünleri aşağıda paylaşıyorum. Dediğim gibi, aradığınız pek çok cilt bakım ürününü bu hafta içerisinde Migroslarda bulabilirsiniz. 

Garnier, çift etkili göz makyaj temizleyicisi:                9,95       4,98

Nivea, besleyici duşta vücut kremi:                           22,90     11,45

Garnier, bb krem göz:                                                  10,95      5,48

Neutrogena, esneklik sağlayan el kremi spf20:         15,90      7,95
     


Bunlar benim ihtiyaçlarım doğrultusunda aldıklarımdı. Aradıklarım arasında Garnier'in yeni çıkan çift fazlı micellar suyu da vardı ancak henüz Migroslara gelmemiş. Bir de küçük bir tavsiye, orada ürün tanıtan arkadaşlar ağızdan girip burundan çıkarcasına ürün satmaya çalışıyorlar, alacağınız ürünlerin kutularını, içeriklerini kendinize uygun olup olmadığını göz önünde bulundurarak inceleyin ve öyle satın alın. Benim aldıklarım arasında merak ettiğiniz ürünler varsa aşağıya yorumlar kısmına sorularınızı bırakmayı unutmayın.
 Tüm annelerimizin anneler günü şimdiden kutlu olsun.
Sevgiler,
EK



Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:


23 Mart 2016 Çarşamba

MAC FLUIDLINE GEL EYELINER - BLACKTRACK (SiYAH JEL EYELINER)


Merhabalar!
Bu dönemde öncelikle en büyük dileğim insanlığın biran önce aydınlanıp, huzurla yaşamayı öğrenmesi!
Gelelim bugünün konusuna. Herkesin ömürlük bir siyah kalemi veya eyeliner' ı olmalı diye düşünüyorum çünkü siyah benim için daima kurtarıcı olmuştur. Spor da olsanız şık da olsanız kalemi çekme şeklinizi değiştirerek bile makyajınızı tüm gün idare edebilirsiniz. Belki henüz en güzelini, akmayanını, dağılmayanını, tok bir renge sahip olanını arayanlarınız olabilir. Bu sebeple kendi deneyimlerim sonucu en beğendiğim siyah jel eyeliner'dan bahsetmek istedim; Mac' in Fluidline Blacktrack Gel Eyeliner'ı.


Bugüne kadar siyah kalemlerini denediğim pek çok marka oldu ; Dior, Lancome, Golden Rose, Avon (SuperShock), Oriflame, Wet n Wild ve Flormar bunların başında geliyor. Farkettim ki, birisinde hiç akmayan kalem ben de kap karanlık gözlere, siyah siyah birikimlere ev sahipliği yapan göz kenarlarına ve kurum gibi birikimleri olan göz altlarına sebep olabiliyor. Bu nedenle kendiniz de denemeden hiç bir göz kalemini satın almamanızı öneririm. Cildinizin yağlı veya kuru olması, makyaj öncesi kullandığınız krem, baz, sabitleme pudraları vs pek çok şey kaleminizin kalıcılığında değişikliklere sebep olabilir. Ben alerjilerimden dolayı göz içlerime uygulama yapmıyorum fakat göz üstüne veya kirpik diplerine çok güzel eyeliner uygulayabiliyorum :) Kuyruk sevmediğim için benim için sürmesi zor olmuyor. Genellikle jel eyelinerlar fırçalar yardımıyla sürüldüğü için kullanımı pek kolay olarak bilinmezler. Ancak Mac Fluidline - Blacktrack benim için bu tabuyu kırdı.


 Miktarı 3 gr' lık bir ürün. Açtıktan sonra kapağı ters olacak şekilde sakladığınızda ve kullanım sırasında uzun süre kapağını açık bırakmadığınız da  kolay kurumasını önlemiş olursunuz. Ben 3 sene de 2 kutu bitirdim. Açıkcası her gün makyaj yapmadığım için rahatlıkla uzun uzun kullanabiliyorum. Fiyat olarak baktığımızda ve piyasadaki benzer ürünlerle kıyasladığımız da uygun fiyatlı bir eyeliner olmadığını söyleyebilirim. Şuan da Mac Mağazalarında satış fiyatı 55,00 TL. Ancak kullanım süremin çok uzun olması, ben de hiç bir akma ,dağılma yapmaması, renginin matlığı ve kalıcığı sonucunda bu fiyata değer bir ürün olduğunu söyleyebilirim.
Ben ilk satın aldığımda fırçası ile birlikte satın almıştım. Mac'in 266 numaralı açılı fırçası ile uyguluyorum. Ancak başka bir açılı fırça ile de çok rahat kullanabilirsiniz. Bir kaç deneme sonucunda eliniz de rahatlıkla sürmeye alışıyor. Uyguladığınız fırçanızı kullanım sonralarında yıkamaya özen gösterin çünkü kısa süre de fırça katılaşacağından bir sonraki sürümleriniz de oluşan sertlik gözünüzü rahatsız edecektir.
Parlak ve ıslak duran siyah rengi sevmediğim için bu eyeliner'ın matlığı benim onu çok sevmeme sebep oldu. Akşam olduğunda göz makyajı temizleyicisi ile çıkartmadan asla akmıyor. Diğer markalarda başıma gelen kuruyup dökülme veya göz altlarıma bulaşma, en kötüsü bir kaç kere üzerinden geçmeden rengini vermeme gibi bir durumla Mac de karşılaşmadım. Özellikle bu son söylediğim bir kaç kere sürmek zorunda kalma durumu tahrişlerden dolayı alerjilere sebep olabiliyor. Bu eyeliner için ben de böyle bir durum söz konusu olmadı. 


Yıllarca çeşitli göz kalemlerine fırsat verdim, hala da yukarıda saymış olduğum markalar çekmecem de duruyor. Bu sıralar kahverengi kalem olarak da Note'un kalemini deneyimliyorum. Başka bir yazımda paylaşılmak üzere sırada bekleyenler arasında kendisi :)
Aranızda Mac Blacktrack'ı kullananlarınız varsa veya memnun olduğunuz başka bir siyah kalem veya eyeliner ile ilgili yorumlarınızı bırakmak isterseniz aşağıda yorumlar kısmında benimle görüşlerinizi paylaşmayı unutmayın.
Şansımıza değil de, huzurla, korkmadan yaşayabileceğimiz günlerimiz olsun.
Sevgiyle,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

8 Mart 2016 Salı

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ- INTERNATIONAL WOMEN'S DAY






Tüm güzellik doğada saklı,
Biz kadınlar güzelliğimizi doğa anadan almışız ya,
Büyütüp yetiştirdiğimiz tüm çiçekler de bu sebeple güzel kokuyor.
Tüm kadınlarımızın kadınlar günü mis gibi olsun♥
Doğadan küçük bir isteğim var;
Tüm kadınların yüzünün güldüğü bir dünya diliyorum,
Sevgiler,
EK

All beauties are hidden in the nature,
As women, we got our beauty from the mother nature,
So all the flowers we grow smells beautiful as well.
I have a little wish from the nature;
A giant smile on the faces of each women on the world.
With love,
EK



5 Şubat 2016 Cuma

PANTONE 2016 SERENITY (BEBEK MAViSi) RENGi + DOLCE GABBANA LIGHT BLUE RUJ



Merhabalar!
Bu aralar moda dergilerinden de takip edebileceğiniz üzere Pantone 2016 da ilk kez yılın rengi olarak iki rengi birden seçti. Biri Rose Quartz ( Pembe Kuvars) diğeri ise Serenity (Bebek Mavisi) oldu. Elbiselerde, iç giyimde, aksesuarlarda bu sene çok fazla göreceğiz bu renkleri. İkiside insana huzur veren, soft renkler. Makyaj da ise pembe zaten aşina olduğumuz bir renkti. Peki Serenity öyle mi? 
Dönem dönem kullanmaya aşina olmadığımız renkleri yani kimine göre marjinal olarak nitelendirilebilecek renkleri saçlarda ve makyajlarda görebiliyoruz. Peki neye göre kime göre marjinaliz? Farklı zamanlarda saçlar pembe oldu, dudaklar siyah oldu. Sonuç olarak insan kendisini nasıl mutlu etmek istiyorsa o şekilde mutlu oldu. Önemli olan da bence bu. 
Bugün pek çok kozmetik mağazasından ikinci ürüne %50 indirim mesajları yağdı telefonuma, ben de inceledim. Bakınırken Dolce Gabbana makyaj ürünlerinin Sevil Mağazalarına geldiğini gördüm ve gözüme aşağıdaki ruj çarptı. Derken kendimi yazarken buldum :) Mavi, hele ki bebek mavisi benim en sevdiğim renkken tabiki dikkatimi çekmemesi gibi bir şey söz konusu olamazdı, duyarsız kalamadım:)
Aslında maviye kozmetikte hiç yabancı değiliz. Far olsun, göz kalemi olsun, oje olsun  her markada çeşit çeşit bulunan bir renk. Bir de benim gibi, istediği tonu bulmak için benzer 10 tane mavi tonda oje alanlarda var :) Napalım, seviyoruz =)
Rujun açıklamalar kısmında yarı transparan yapıda olduğu, hacim ve parlaklık verdiği yazılmış. Buradan da ulaşabilirsiniz. Sanırım sürünce dudakları mavi yapmıyordur, nemlendirici özellikli bir lipbalm edasında gibi geldi bana. Hacim ve dolgunluk veren ürünler de genellikle mentol aroması oluyor ama Dolce Gabbana yı denemeden bir şey söylemek zor. Yolum Sevil' e düştüğünde muhakkak deneyip düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 
Bunu mavi görünce aklıma anneannelerimizin yeşil olup sürünce pembeye dönüşen, altın kapaklı ve çitilesenizde asla dudaktan çıkmayan ruju geldi=) Bilenler sihirli ruju hatırlamıştır umarım betimlemelerimle =) 
Marjinallik ruhumuzda var, azıcık bile olsa iyidir, güzeldir =)

Dolce Gabbana Make-Up Shine Lip Stick 185 Light Blue ( Görsel: sevil.com.tr)

Eğer bu ruju denediyseniz veya siz de benim gibi merak edenlerdenseniz, Pantone renkleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak isterseniz aşağıya muhakkak yorumlarınızı bekliyorum.
Mavili-pembeli huzurlu bir gün geçirmenizi diliyorum.
Sevgiyle kalın,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:



1 Şubat 2016 Pazartesi

RIMMEL LONDON KATE MOSS - RUJ iNCELEMESi


Bozdağ'dan merhaba!
Kışlar hangi bölgede yaşarsam yaşayayım benim için soğuk ve kurak geçiyor doğrusu. Cildim için ne kullanırsam kullanayım bir nemsizliktir alıp başını gitmiş vaziyette. Son yıllarda adı konulan soğuk alerjim ise adeta şımartılmış assolist. Durum böyle olunca gelsin merhemler, gitsin kremler, çok fazla ürün deneme fırsatım oldu. Şubat ayının ilk konusu ise dudakları nemlendirme olsun istedim. 
Kış aylarında en çok şikayet alan nemsizlik özellikle dudaklarda kendini göstermeye başlıyor. Biz kadınlar kendimizi bildik bileli elimizden dudak nemlendiricilerini düşürmemişizdir. Nivea ile başlayan yolculuğumuz bu zamana kadar binbir çeşit marka ile devam etti. Nemlendirsin, iyi gelsin de adı önemli değil dedik. Nitekim doğru olan da dudaklara ruj sürmeden önce nemlendirmek. Hatta bir adım daha gerisine giderek nemlendirmeden önce peeling yaparak da kuruyan ölü derilerden kurtulmamız gerekir. Bakım işlemi bittikten sonra da rujumuzu sürebiliriz artık.
Rimmel London' ın Kate Moss imzalı rujlarından 48 numaralı en koyu nude rengi uzun süredir kullanarak memnun kaldığım, nemlendirme özelliği de benim için normal olan rujlardan. Bu ruj serisinde toplam beş farklı ton ve bir adette renksiz balm var. En açık tonları daha çok beyaz tenliler de doğal duruyor. Yine de şeftali nude renklerini seven ve tenine yakışan buğday ve esmerler de yok değil. Bendeki 48 numarası bordo-kahve tonlarda bir renk. Son zamanlarda popüler olan bir nude yani çıplak dudak sevdasıdır sürüyor. Gayette güzel bir sevda aslında, özellikle doğal, hafif ve günlük makyaj sevenler için. Bendeki bu renk ise doğal durmasına doğal duruyor ama pek fazla nude sayılmaz :)


Ayrıca rujun kremsi, kolay sürülebilen bir yapısı var.  Nem vermeyi ve 8 saat kalmayı vadediyor. Daha önceki Chanel Ruj incelemem de de belirtmiştim, benim bir rujdan saatlerce kalması gibi bir beklentim yok. Yemek yedikten veya bir şeyler içtikten sonra pratik olarak tazeleyebileceğim rujlar kullanmayı seviyorum. Bu ruj da renk olarak koyu bir ruj ve gün içerisinde gerektikçe tazemele gerektiriyor. Buraya tıklayarak Chanel Rouge Allure incelemesini de okuyabilirsiniz.
Watsons mağazalarından birine yolunuz düşerse siz de zevkinize ve teninize uyan bir rengini deneyebilirsiniz. Fiyat olarak 10-15 TL arasında. İndirim zamanlarına denk gelirseniz  daha bile ucuza alabilirsiniz. Biraz daha bir şeyleri yapabilirsiniz edebilirsiniz dersem de sanırım şirinleri hep birlikte göreceğiz :)
Karda kışta dağda bol bol nemlendiricili ürünler kullanın, cildinize çok iyi bakın.Deneyimlerinizi ve fikirlerinizi yorum olarak aşağı bırakmayı unutmayın.
Sevgiyle kalın,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:


9 Ocak 2016 Cumartesi

CHANEL ROUGE ALLURE - RUJ iNCELEMESi


Merhaba!
Ocak ayı tüm hızıyla geçip gidiyor. Bu hafta sonunun özel bir konuğu olsun istedim.
Chanel Rouge Allure - 119 Captivante ; rengi, dokusu, görünüşü ile benim gönlümü fethetmiş bir ruj.
Biz kadınlar bakımlı ve süslü olmanın yanı sıra azıcık da lüksü pek severiz. Azıcık ve pek arasındaki ince çizgi ne kadar sevdiğimizi tanımlamıştır sanırım :) Kabına vurulmadım desem eksik anlatmış olurum. Chanel Allure rujun tamamını içine alan siyah asansör kapağı ile çok kibar duruyor.
Chanel'in bu serisindeki rujlar nemlendirme ve bakım vadediyor. Gerçekten de kolay sürümüyle, verdiği nemle, dudaklarınızı saatlerce yumuşacık yapıyor. Parlak bir ruj olmamakla birlikte, kendiliğinden sedefli bir görünüşe sahip. Bana çok kaliteli bir lip balm'ın sanki renklendirilmiş, sedeflendirilmiş hali gibi geliyor ancak kesinlikle balmlarda olduğu gibi bir yapışkanlık hissi bırakmıyor. Bundan dolayı da, sürdükten sonra dudağımda ruj olduğunu genellikle unutuyorum, yapısı da incecik.
Bendeki rengi  Captivante; kahverengilik, şeftalilik içeren bir renk. Daha önce bir kaç rengini daha denedim, en sevdiğim özelliği abartısız rengi oldu diyebilirim. Öyle ki sürdükten hemen sonra dudağınızla kolayca bütünleşiyor. Bir kaç kat daha geçerek yoğunluğunu istediğiniz ölçüde arttırabilirsiniz. 
Kalıcılığına gelecek olursak, Mac rujlar kadar sabit kalmıyor ne yazık ki. Ama ben bir rujdan kalıcılık adına çok fazla bir şey beklemiyorum. Sonuçta 4-5 saatte bir bir şeyler yediğimizi ve ağzımızı yıkadığımızı farz edersek zaten rujları tazelemek gerekiyor.


Ben fotoğraflardaki rengine bakarak asla bir ruj satın almam, o sebeple de rengini daha yakından çekmedim. Bence satın almadan önce rengini her koşulda denemek gerekiyor. Ten renklerimiz farklı olduğu için zaten hiçbirimizde aynı durmuyor rujlar. Aklınızda kahverengimsi şeftalilik barındıran bir ruj denemek varsa Allure serisinden 119 numarasını deneyebilirsiniz. Renginden çok yapısı ve doğal duruşunun ilginizi çekeceğine eminim ne de olsa Chanel'in renk skalası geniş, seveceğiniz bir renk elbette bulursunuz. 
Chanel ürünlerine Sevil ve Sephora mağazalarından ulaşabilirsiniz. Rujun bana göre tek eksi yanı fiyat olarak ortalamanın biraz üzerinde bir ruj olması. Chanel ürünlerinin hiç bir zaman indirime girmediğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. 
Kısaca; kendinizi şımartmak isterseniz Chanel'e bir göz atın derim.
Denediyseniz eğer, sizlerin de bu ruj hakkındaki görüşlerini merak ediyorum. Aşağıya yorum olarak bırakabilirsiniz.
Keyifli bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.
Sevgiyle kalın,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:


6 Ocak 2016 Çarşamba

WET'N WILD MEGA CLEAR KAS SEKiLLENDiRiCi MASKARA



Merhaba!
Kaş şekillendirme konusu kalın kaşlar moda oldu olalı pek bir gündemde. 
2000'lerin başında hiç böyle dertlerimiz mi vardı? Herkesin arşivinde silemediği bir yay kaşlı fotoğrafı vardır elbette :) Neyse, bu zalim, oynak kaşlarımız gün gelir durdukları yerde duramazlar, hemencecik iniverirler. İşte bu gibi zamanlarda sabitlenmeye ihtiyaçları vardır.
Kaş sabitlemek için bazı markalarda renkli ve şeffaf olmak üzere çeşitler mevcut. Aslında bu şeffaf maskaraları pek çoğunuz lise yaşlarından hatırlar. O zamanlar renkli makyaj yapmaz, nivea  lipbalm eşliğinde kirpiklerimize de belirgin gözüksün diye ara sıra bunun gibi maskaralardan sürerdik. Tırnaklarımıza sürdüğümüz renksiz parlatıcıyı ve kontrol sırasında nasıl soyduğumuzu da hatırlattıktan sonra konumuza geri dönüyorum :)
Uygun fiyatlı markalar arasında ben en çok Wet n Wild' ın şeffaf maskarasını seviyorum. Gratis mağazalarından indirim yokken bile 10 TL gibi bir fiyata sahip olmanız mümkün tabi indirim zamanında sanki savaş çıkmış ve kurtarılması gereken en önemli şey makyaj malzemesiymiş gibi 3'er 5'er stoklayan insanlardan geriye alabileceğiniz bir maskara kalırsa :) 
Eğer kaşlarınız seyrekse, aralarındaki boşlukları renginize uygun bir kaş kalemi ile doldurduktan sonra da bu maskarayı kullanabilirsiniz. Ben kaşlarımı doldurmadan, sadece sabitlediğim için önerebileceğim bir kaş kalemi henüz yok, ancak renkli kaş şekillendirici olarak Mac'in suda çıkmayan sabitleyicisi ile ilgili de yakın zamanda başka bir inceleme yazısı hazırlayacağım. 
Tüm bunlar dışında Wet n Wild şeffaf maskaranın yapısı yoğun ve bu sayede hızlı hızlı uygulasanız bile dağılıp akmıyor. Yalnızca dikkat etmeniz gereken şey üst üste bir kaç kat sürmemeniz. Tek katta zaten yeterince kaşlarınızı sabitliyor. Fazla uygulandığı taktirde kuruduktan sonra uhu gibi bir görünüm oluşabilir, bunu da hiç birimiz istemeyiz. Kokusu çok keskin değil. Fırçası da Essence markasının daha likit olan kaş şekillendiricisi ile kıyaslandığında fazla seyrek değil ancak yeterli ölçüde tarayıp şekillendirmenize yardımcı oluyor. Ayrıca Wet n Wild'ı Mac'in Browset'indeki şeffaf maskaraya da uygun fiyatlı muadil olarak gösterebiliriz.
Kısacası; kaş şekillendirici maskaradan eğer renksiz ise zaten kaşımızı sabitlemesi ve kuruyunca doğal görünmesi dışında pek bir şey beklemememiz lazım. 
Haydi kızlar kaşlar havaya!
Sevgiyle kalın,
EK


Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın: