27 Ekim 2015 Salı

CHANEL VITALUMIERE AQUA FONDÖTEN


Güneşli bir İzmir'den merhabalar!
Daha önce Soleil Tan De Chanel Krem Bronzer hakkındaki yazımda, Chanel Vitalumiere Aqua'dan bahsedeceğimin haberini vermiştim.
Hatta Krem Bronzer uygulayacağım zaman önce bu fondöteni sürdüğümü, ikisinin birbirini çok güzel tamamladıklarını anlatmıştım. Buradan  o inceleme yazımı da okuyabilirsiniz.
Öncelikle belirtmek isterim ki, çok fazla fondöten kullanan birisi değilim. Hatta özel günler dışında hiç kullanmıyorum diyebilirim. İhtiyaç dahilinde kullanılan her şeyi doğru bulurum, fakat kapatmaya değer bir kusuru olmayan cildi, fondöten ile gözeneklerini kapatarak havasız bırakmak çok bilinçsiz ve yanlış bir alışkanlık olarak gelir bana. Diğer taraftan, cildinde kusur olduğunu düşünen ve kapatmaya ihtiyaç duyan pek çok insan var. Fondöten bu gibi durumlarda insanın kendisini iyi hissetmesi için çok doğru bir tercih olabilir, tabi ki abartmadan uygulandığı sürece. Yağlı boya etkisiyle, ciltte kalıp gibi duran, pul pul bir görünüm veren fondöteni kimse sürmek istemez zannederdim ama arada bu tip görüntülerle de karşılaştığım oluyor. Halka sesleniş niteliğinde bir giriş oldu :) 
Belirtmeden geçmek istemediğim noktalar var, abartılı ve yapay cilt görünümü veren fondöten uygulanması da bunların en başında geliyordu, o yüzden değinmeden geçemedim. 
Gelelim Chanel Vitalumiere Aqua'nın özelliklerine:
Bendeki rengi '22 Beige Rose'. Kesinlikle kapatıcılık etkisi yüksek bir fondöten değil, kapatıcılığına 10 üzerinden 5 verebilirim. Bu benim için olumsuz bir özellik değil, çünkü; zaten adı üzerinde su bazlı olduğu için büyük bir kapatıcılık vadetmiyor. Benim de yoğun bir kapatıcılığa ihtiyacım olmadığı için yalnızca cildimdeki renk eşitsizliklerini, kızarıklıkları nötürleyerek, beklentilerimi karşılamış oluyor. Ayrıca yapısından dolayı hafif bir ışıltı kattığını da söyleyebilirim ama asla yağlı bir görünüme sebep olmuyor, cilt herhangi bir kusma yapmıyor. Benim kuru-karma, alerjik cildim de, uyguladığımda herhangi bir reaksiyon göstermedi. Daha önce bir Diorskin Forever pişmanlığım olmuş, yoğun parfüm içeriği ile suratım yanar dağ gibi kızarıp kabarmıştı fakat Chanel Vitalumiere Aqua da böyle bir durumla karşılaşmadım. 
Chanel'in her ürününde olduğu gibi bu fondöteninde de kendine has, kremsi, ferah bir kokusu var. Ayrıca 15 güneş koruma faktörü içeriyor, bu özelliği ile de cazip bir ürün kategorisinde. İçerisine koydukları bilye sayesinde kullanmadan önce çalkalama işlemi eğlenceli, ritimli bir işe dönüşüyor, en azından benim için öyle :) 30 ml'lik kutusunda satılan bu fondöten benim gibi sık fondöten uygulamıyorsanız bitmek bilecek cinsten değil. Çok az bir miktar neredeyse tüm yüzünüze yetiyor. 
Ben yaklaşık bir sene önce Tunalı Hilmi /Sevil mağazasından satın almıştım, şimdiki fiyatı 140-150  TL civarında sanırım. Çok hızlı tüketmediğim için, bir defalığına bu parayı vermeyi hakeden bir fondöten olduğunu düşünüyorum. 
Alerjik reaksiyon gösteren bir cilde sahip olduğum için zaten bir kaç farklı marka fondöteni aynı anda kullanamıyorum, bu sebeple tek ürünle yoluma devam ediyorum=)
Her makyaj ürünün de yaptığım gibi bu fondöteni de almadan önce cildime uygulatıp bütün gün gözlemleyerek, cildime uyduğunu gördükten sonra satın aldım. Hem bu şekilde, fondötenin gün ışığında da cilt tonunuza uyup uymadığını daha iyi anlayabilirsiniz. Öbür türlü, kozmetik mağazalarındaki ışıklar sağ olsun doğal duruyor zannedip çıkıyorsunuz, eve gelip aynaya bakınca aman tanrım, fiyasko! Siz siz olun, denemeden hiç bir şeyi satın almayın ;) Son olarak da çok önemli bir tüyo; cildiniz yağlı bile olsa, cildinizin yağ oranını dengeleyen bir nemlendirici kullanarak fondötenden önce muhakkak cildinizi nemlendirin. Bu şekilde nemlendirici hem fondötenden önce bir bariyer niteliği taşıyacaktır, hem de fondötenin cildinizde daha doğal durmasını sağlayacaktır.
Başka bir gün görüşmek üzere, 
Sevgiler
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:


21 Ekim 2015 Çarşamba

FAVORi SONBAHAR FARLARI / GOSH-RIMMEL LONDON



Herkese Merhabalar!
Sonbaharın favori rengi, bronz-bakır-kremit arası farlarımı anlatayım dedim ama sonbahar da bitti bitecek. Yapraklar kuruyup döküldükçe, doğa da en sevdiğim renk bu. Ankara da okurken daha da çok severdim bu mevsimi, karasallık mı desem, ağaçlarımı desem ne desem bilemiyorum ama bir başkaydı sonbahar orada. Daha çok kiremit renkliydi yapraklar...
Konumuza hızlıca başlıyorum. 
Buğday ten de rengini daha çok belli eden, göz kapağına uygulamadan önce altına bir far bazı uygulandığında kalıcılığı daha da artan, benim gözümden kiremit rengi ama  bronz ve bakır olarak da adlandırılan iki fardan bahsedeceğim.

 İlki, RIMMEL LONDON- 006 BRONZE MAGNATE :


Rimmel London'ın bu toz farı uçuş uçuş bir far değil. Sürer sürmez veya zaman geçtikçe göz altlarına inmiyor. Bunun yegane sebebi yapısı mı diye kesin konuşamam çünkü altına bir far bazı uyguluyorum, o şekilde daha da çok sabitlenmiş oluyor. Parmaklarımla yaydıktan sonra bir karıştırma fırçası kullanmayı tercih ediyorum.
Bu ürün ilk çıktığında Watsons' ın bir bayram indiriminden heycanla almıştım ve taşınırken sizlere ömür... Başka bir bayramda yeniden kavuştuk kendisiyle :)
Yani şair burada çok hassas olduğundan, çantaya atılmaya, heleki düşürmeye gelmediğinden bahsediyor :) İndirimsiz fiyatını tam olarak hatırlamıyorum ama 10-15 TL den fazla olduğunu zannetmiyorum. Kalıcılığı, rengi, pürüzsüz ve ipek gibi dokusu göz önüne alınırsa ucuz bile sayılır. Benim gibi düşürüp kırmazsanız ve her gün sürmezseniz de yıllarca sizinle kalabilir.
(Bir far'a çok fazla anlam yüklediğim doğrudur).

Diğer şahane far:  GOSH MINERAL WATERPROOF EYE SHADOW- 004 COPPER


Söylenebilecek çok şey var bu far için: Kalem şeklinde, açılıp kapanabilen mekanizmalı, ambalajı ile MAC ve KİKO ürünlerini anımsatan, suya dayanıklı, mineral kategorisinden... Başka başka renkleride mevcut tabi ki. Detaylı olarak incelediğimde sadece ambalajı ile değil, kalitesi, yapısı ve kalıcılığı ile de az önce bahsettiğim iki markanın farlarına çok benzediğini gördüm. Rimmel London'ın farı ile karşılaştırdığımda ise suya dayanıklı bir far olduğu için Gosh'un daha kalıcı olduğunu söyleyebilirim. 
Fiyatını 15-20 TL arasında olarak hatırlıyorum ama yine bir indirime denk getirirseniz daha ucuza sahip olabilirsiniz.


1 Numara  RIMMEL LONDON
2 Numara GOSH
Rimmel London ürünlerine Watsons mağazalarından, Gosh ürünlerine ise Gratislerden ulaşabilirsiniz.
Sorularınız ve yorumlarınız olursa aşağıya yorum kısmına bırakmayı unutmayın.
Sonbaharın tadını çıkartmaya bakın,
Kış aylarında da sonbahar renkleri ile kalın,
Sevgiler,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

18 Ekim 2015 Pazar

VINTAGE - ANI DEFTERi HAZIRLAMA



Merhabalar!
Pazar gününden bir vintage fikir gelsin istedim ve kraft kağıtlarının verdiği nostaljik etkiyle seçimimi "Anı Defteri Hazırlama" dan yana kullandım.
En mutlu gününüzde sıradan, beyaz sayfalı hazır defterlerdense kendi emeğinizle hazırladığınız, manevi açıdan çok anlamlı olan bir anı defteriniz neden olmasın?
Hazırlamanız için herhangi bir kırtasiyeden bulabileceğiniz eskiz defteri, kraft paket ipi, renkli kurdeleler, sulu boya ve de  annenizin yıllardan beri salonunda duran krem rengi yapay güller yeterli :)
Bir de hazırlarken sizinle olması gereken en önemli şey: sizi çok seven insanlar.
Gelelim bu defterin nasıl ortaya çıktığına...

Önce güller saplarından ayıklanıp sulu boya ile konsepte uygun pembe tonlarda boyandı.


Ardından, acaba kapağı nasıl dizayn etsek bu güllerle diye düşünürken, yıllardır bileğimizde dolaşan, sembol haline gelen baş harflerimizi kalıp alarak, silikon tabancası yardımıyla yapıştırmaya karar verdik. Son olarak da, kraft ipi ile tül kurdeleleri defterin tellerinden geçirerek süsledik.


O önemli gün geldiğinde, bizimle içten bir kaç satır bir şeyler paylaşmak isteyen herkes renkli kalemler ile duygularını çizdi,boyadı,karaladı.




Bu şekilde bir anı defteri hazırlayarak, yıllar geçtikçe daha da vintage gözüken, daha nostaljik olan, salonumuzu süsleyen bir anı defterimiz olmuş oldu.
Herşeyden en kıymetlisi de içindekiler. İşte bazıları:



Yeni haftada,
Sizi sevenlerle,
Mutlu,
Vintage'lı kalın.
Sevgiler,
EK

Dip Not: Birlikte hazırladığımız Eşime, Semoşa, Yıldoşa, Neşoşa, Zeynoya, Zülüye ve duygularını paylaşan tüm özel insanlara sevgilerle...

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:


15 Ekim 2015 Perşembe

FAVORi MAKYAJ TEMiZLEME ÜRÜNLERi / BIODERMA-LANCOME-ROSENSE



Makyaj yapmak zevkli, peki çıkartmak sizin için de dert mi? Eğer doğru temizleme ürünlerini seçerseniz günün sonunu düşünmeden rahatça makyaj yapabilirsiniz. 
Temizleme ürünlerini seçerken dikkat etmemiz gereken en önemli şey ise cilt tipimiz. Cilt tipimizi bilirsek yanlış bir ürün tercih etmemiş oluruz. Bir ürüne iyi veya kötü diyebilmem, ürünün kendi cildime göstermiş olduğu uyumla alakalıdır. Cildimde işe yaramayan, cildime uymayan bir ürün başka birisinin en sevdiği olabilir. Bu sebeple kozmetik mağazalarında ürün alırken cilt tipinize göre ürün yönlendirmeleri yapıldığından emin olmalısınız.
Yıllar önce, bütün günün yorgunluğunu taşıyan cildime, bir parmak dokunuşuyla sizinki yağlı bir cilt deyip Clinique'in en alkollü toniğini sattıklarını hatırlıyorum. Sonuç, bir dermotolog gözünden, alerjik reaksiyon gösteren kuruya dönük karma olduğu anlaşıldı.

Burdan yola çıkarak size en sevdiğim,kendi cilt tipime uyan, işimi kolaylaştıran 3 makyaj temizleme/cilt bakımı ürününü, kullandığım sırayla anlatacağım. 


Öncelikle eve gelir gelmez makyajdan kurtulmak için yüzüme ve gözlerime aynı anda uygulayabildiğim BİODERMA Sensibio H20'dan bahsetmek istiyorum. Bu makyaj temizleme suyu genellikle Garnier'in makyaj temizleme suyunun pahalı versiyonu olarak gösteriliyor. Ancak ikisinide denemiş biri olarak söyleyebilirim ki; Bioderma, rimel ve eyeliner ile makyajınızı yoğun uyguladığınız günlerde, göz kapaklarınızı tahriş etmeden tek dokunuşla çıkartıyor hepsini. Garnier için kendi adıma aynı şeyi söyleyemem, 3-5 pamuk heba ediyorum hala banamısın demiyor, göz kapaklarım kızarıyor. Annem ise benim aksime daha memnun Garnier'inkinden  çünkü; göz makyajını benim kadar yoğun yapmıyor ve cilt tiplerimiz farklı. Ayrıca Biodermanın 500ml olduğunu göz önünde bulundurup miktar ve fiyat bazında Garnier ile karşılaştırdığınızda Biodermanın çok da pahalı  olmadığını görebilirsiniz.
Karşılaştırma yazısı tadında oldu, Bioderma'dan tekil olarak anlatmaya devam ediyorum.
kozmela.com Biodermayı satın alabileceğiniz en uygun yer, ikili olarak 63 TL gibi bir fiyata alabiliyorsunuz, kargonuz elinize kısa bir sürede ulaşıyor. Eczanelerde çok daha pahalı satıldığını gözlemledim. Ayrıca gözlerime yanlışlıkla temas ettiğinde hiç yakmadığını, içeriğinin adeta su gibi temiz göründüğünü söyleyebilirim.


Gelelim ikinci aşamaya: cildimizi arındırmak. Makyajımı iyice çıkarttıktan sonra bir de güzelce köpürterek temizlemekten yanayım. Lancome'un tek bir ürününü seç deseler bir tek seninle devam ederim benim canım✔️
Hassas, alerjik , karma gibi görünen ancak karmadan kuruya dönük, nemsiz bir cildiniz varsa, bu sebeple içerisinde pieling etkili granüller olan yüz temizleme jelleri veya kremleri yüzünüzü yıpratıp zarar veriyorsa, kullanmanız gereken krem/köpük formdaki tek temizleme ürünü Lancome Creme-Mousse Confort Pembiş olandır. İçeriğinde beyaz nilüfer ve Fransız gülleri var. Yüzünüzü yıkayıp köpürterek temizledikten sonra cildinizde mis gibi gül kokusu bırakıyor, verdiği yumuşacık, temiz bir his de cabası. Aynı ürünün karma ve yağlı ciltler için üretilmiş olan mavi rengide mevcut.
Ürünü Sephora, Tekinacar ve Sevil mağazalarında bulabilirsiniz. Güncel fiyatı 85 TL, ürün performans tarafından incelendiğinde verdiğiniz bu parayı hak ediyor mu? Kesinlikle evet. Yüzüme ne sürersem süreyim alerji yaptı, kabarttı, kızarttı. Güzel bir avantajı var, her sabah akşam temizlememe rağmen benimki 9 ay boyunca bitmedi,yani ay başına 9 TL civarı bir miktar düştü. Piyasada Garnier, Loreal, Diadermine ve benzeri uygun fiyatlı ürünlerin hepsini denedim, ayrıca Clinique in bile alerji yaptığı bir dünyada Lancome benim için eşsiz, benzersiz. Tabi ki en başta da söylediğim gibi her ürünün her ciltteki etkisi farklıdır, denemeden bilemeyiz, bulduğumuz zaman da bir ömür onunla geçsin isteriz.



Makyajımızı Bioderma ile sildik, Lancome ile yüzümüzü yıkadık, sıra geldi tonikleme işlemine. Bu aşama benim için hayati bir önem taşımazdı eskiden, taki ciltte kalan makyaj ve sabun kalıntılarını temizlediğini, cildime nem verdiğini deneyimleyene kadar.
Bugüne kadar çok fazla tonik denedim, onlarla da ilgili yakın gelecekte bir yazı derleyeceğim. En sonunda doğru toniği buldum; doğal gül suyu! Evet evet bildiğimiz aşurelerin üstüne dökülen, mevlütlerde ikram edilen, anneannelerimizin evinden eksik olmayan yegane su :) E,e eski toprakların bir bildiği varmış. Gül suyunun markasının önemli olmadığını düşünüyorum, ben Rosense marka olanı aldım. Tüm yüzüme ve boynuma uyguluyorum, mis gibi kokusunun yanı sıra verdiği nem paha biçilemez benim için. Ayrıca kremden önce de cildin kremi emmesi için bir basamak oluyor tonikleme.

Tüm bu uzun yazıyı zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ediyorum, bu kadar uzun olacağını tahmin ettim ama önemli noktalara değinmeden geçemezdim.
Sizlerin günlük cilt temizleme ürünleri neler? Hangi ürünlerden memnun kaldınız, hangilerini beğenmediniz? Önerilerinizi, sorularınızı ve düşüncelerinizi yorum olarak aşağıya bırakmayı unutmayın.
Cildinize iyi bakın, 
Sağlıklı kalın,
En önemlisi BARIŞ ile kalın,
Sevgiler,
EK

Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz:

9 Ekim 2015 Cuma

SEPHORA KISS ME RENKLi DUDAK NEMLENDiRiCiSi


 Sephora'nın  3 al 2 öde ruj kampanyalarına bayılıyorum. Eğer olurda bir Sephora mağazasında bulursanız kendinizi sakın bu mis kokulu, dudakları yumuşacık yapan ve saatlerce verdiği nemle etkisini sürdüren balmlardan almayı unutmayın.
Yumurta şeklindeki bu minnak balmlar birbirinden güzel renklere sahip. Hele ki kampanya fırsatını yakalarsanız ister kendi koleksiyonunuz için isterseniz de sevdikleriniz için stoklayın derim. 
Ben, bu yazın da trendi olan, 04 Melon Sorbet kodlu turuncu rengini seçtim. Çok koyu olmamakla birlikte tatlı mı tatlı bir şeftali rengi etkisi veriyor, kavun kokusu da cabası.
Ara ara tazeleyerek rengini tüm gün muhafaza edebiliyorum. Bana kendisini sevdiren en güzel yanı da yapış yapış bir his bırakmaması oldu.
İzmir/Alsancak mağazasından satın aldığım bu balmın en kısa zamanda pembe olanından da almak istiyorum. Bu arada sadece balmlarda değil tüm sephora rujlarında ara ara kampanyalar oluyor. Ben bununla birlikte  2 adet de dudak mürekkebi olarak adlandırılan Sephora'nın Rouge Infusion'larından aldım, onlar da başka bir gönderide paylaşılmayı bekliyor.
Tatlı mı tatlı bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum. 
Renkli kalın,
Sevgiler,
EK


Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz:

7 Ekim 2015 Çarşamba

VINTAGE - KOL SAATi



Merhabalar, vintage bölümünde bugün çok otantik bir saat var.
Anneninizin gençliğinden veya anneannenizden kalma eski bir saatiniz varsa, o saat bozuksa, saatçi tamirinin mümkün olmadığını söylüyorsa, siz de işlevselliğindense görünümüne değer veriyorsanız, çok güzel bir fikrim var.
Saatinizin maneviyatını, kurutulmuş güllerin verdiği nostaljik etkiyle birleştirerek daha da anlamlı hale getirebilir, antika saatinizi daha da vintage yapabilirsiniz :)



Yapmanız gereken şeyler basit. Önce ince bir gözlük vidasıyla saatin arkasını açıyoruz. Eski saatler özellikle yanlardan kolay açılıyor. Ardından kuru gül tomurcuklarının yapraklarını ayırıyoruz ve saatin içine yerleştirip yeniden kapatıyoruz.
Sizin için önemli bir saat varsa, o saatin olduğu numara ortada kalıcak şekilde de yerleştirebilirsiniz yaprakları.
Başka bir seçenekte, eski siyah-beyaz bir resmi saatin kadranına sığacak şekilde küçültüp güller yerine vintage bir fotoğraf kullanmak olabilir, sizin zevkinize kalmış.
Hayalleriniz ve anılarınız doğrultusunda, papatya yaprakları veya mimozalar da kullanabilirsiniz.



Anılara sahip çıkmanın çok güzel bir yolu oldu, zamanı güllerle bezemek.
Vintage' lı kalın,
Sevgiler
EK

Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz :

6 Ekim 2015 Salı

SOLEIL TAN DE CHANEL KREM BRONZLASTIRICI


Günün tercih edilesi makyaj ürünü, mis gibi çikolata kokulu bir krem bronzer, 
SOLEIL TAN DE CHANEL 
Bloğum hazırlık aşamasındayken ilk olarak instagram üzerinden paylaşmıştım bu ürünü, artık olması gerektiği yerde yerini aldı, bloğumda :)
Ah biz kızlar, pek çok makyaj ürününü sırf güzel kokuyor diye alırız ama bu bronzer güzel kokusunun yanı sıra tüm övgüleri hakediyor.
Ben, çok fazla ten ürünü kullanmayı tercih etmiyorum, hele ki yaz aylarında hiç kullanmadım diyebilirim. Ancak havaların serinlemesi ile hafif bir fondöten uygulamasından sonra hatta bazen onu bile yapmayarak, sadece göz altı kapatıcımı pudra ile sabitledikten sonra direk kontürleme bölgelerine uyguluyorum. Özellikle kolay uçabilecek toz ürünlerdense bu tarz  krem formdaki ürünleri kullanmayı tercih ediyorum. 
Maalesef bu ürünün, uzun bir süre ülkemizden çekildiğine dair haberler yayılmıştı, İzmir'de hiç bir yerde bulamamıştım. Güzel haberi bundan bir iki ay önce Alsancak Sephora'daki güzellik uzmanı verdi. Chanel, gelen yoğun ilgiye dayanamamış olacak ki bronzer'ının sınırlı sayıda da olsa belirli aralıklarla Sephoralar'da satışa sunulacağının haberini vermiş. Alsancak Sephora da iki adet olduğunu görünce birini kapmıştım. Ara ara mağazaya uğradığımda hala denk geliyorum, eğer bulamazsanız da başka şubelere de sordurarak ayırtıp alabilirsiniz, bir şekilde bir şubede bulunuyor.
30gr'lık paketi çok uzun bir zaman tükenmek bilmeyecek cinsten. Chanel, sade ve şık paketlemesinden hiç bir zaman vazgeçmeyecek gibi duruyor.


Her şeyden öte bu kadar doğal bir tona sahip olan bronzer görmedim ben, her cilt rengine uygun bir duruşu var. Ayrıca, makyaj bazı işlevi de var. Benin için en güzel yanı , kontürleme işleminin baş tacı olması oldu, bu sebeple gelin makyajımda en sevdiğim kısımdı. Sabah 10'dan gece yarılarına kadar bir gram dağılmadan, bozulmadan yüzümdeydi, onca hareket etmeye, öpüşmeye, dansa rağmen bana mısın demedi.

İki aylık deneyimime dayanarak söyleyebilirim ki, pek çok ürüne reaksiyon gösteren kuruya dönük karma, hassas ve alerjik cildimde hiç bir tepkimeyle karşılaşmadım.
Ben bu bronzer'ı eğer fondötenin üzerine uygulayacaksam genellikle Chanel'in diğer bir ten ürünü olan VITALUMIERE AQUA fondötenini kullanmayı tercih ediyorum. Bu hafta bu fondöten hakkında da bir inceleme yazısı paylaşacağım, o sebeple şimdilik daha fazla ayrıntıya girmiyorum. 

Unutulmaması gereken çok önemli bir şey var. Makyaj malzemesi satın alırken sadece  markasına önem vermektense her zaman cildiniz neye uyum sağlıyorsa ve sağlıklı duruyorsa onu tercih etmelisiniz. Görüp, duyup hemen almadan önce, ürünü mağazalarda cildinize uygulatıp, mümkünse o gün boyunca cildinizdeki duruşunu, cildinizin reaksiyon gösterip göstermeyeceğini takip ettikten sonra alın. Pahalı olan her ürün size uyar, alerji yapmaz diye bir şey söylemek asla doğru değildir. Önümüzdeki günlerde high end yani yüksek kalite markaların yanı sıra pek çok drugstore yani onlara muadil olabilecek markalardan da ürünler tanıtıyor olacağım.

Kendinizi iyi hissettiğiniz güzel bir gün olsun,
Sevgiler,
EK
Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz:

5 Ekim 2015 Pazartesi

VINTAGE - GELiN BUKETi


Herkese Merhabalar!
Mutlu gününüzde yanınızda olamayanlar, gök yüzünden izleyenlerinizdir, onlar da vintage bir fikirle elinizden tutuverirler.
İnanın bir gelinin en mutlu, en duygusal anıdır o an...
Gelin Buketim İzmirli tasarımcı Büşra Edebali tarafından hazırlandı, ben de küçük bir dokunuşla "gelinlerimi" ekledim.
Vintage gelin buketim doğuverdi bu şekilde.


Fotoğrafçıda küçülttürdüğüm fotoğrafları bir kırtasiyeden aldığım anahtarlık çerçevelerin içine yerleştirdim. Bujiteri halkalar ile de dantelle işlenmiş gövde kısmına iliştirdim.
Bu kadar kolay, bu kadar anlamlıdır sevginizi yaşatmak.


Vintage'lı kalın,
Sevgiler,
EK
Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz:

4 Ekim 2015 Pazar

"DONDURMA MI? SEKER Mi?" MiNT YESiLi OJELER


Huzur dolu bir sonbahar Pazar'ından herkese merhaba.
Aslında İzmir'de yaşayanlar için hala yaz bitmiş sayılmaz, güneş yüzünü ve sıcaklığını bugün de bizlerden saklamadı. Bu sebepten dolayı yazdan kalma bir paylaşım yapmak istedim. Aslına bakacak olursak benim gibi mint yeşili sevenler için bu rengin bir mevsimi olduğunu düşünmüyorum. Yaz-kış ruhumuzu besleyen bir renk mint, nam-ı diğer nane yeşili. Oje olarak parmaklarımıza sürdüğümüzde ise ruhumuzu beslemekle kalmıyor, gözlerimize de sevinç katıyor. Ne çok anlam yükledim bir renge:) Bu haftanın son blog yazısının konusu tatlı bir soru ile başlasın o zaman:
Şeker mi? Dondurma mı?

Oje kategorisinde benim daimi favori rengim mint yeşili ve tonları. Tabi ki sonbaharda toprak tonlarına doğru bir geçiş yapsamda, bu renkten uzun süre ayrı kalamıyorum. Benim gibi düşünüyorsanız size çok tatlı iki ojeden bahsedeceğim.

İlki, Güney Kore markası Etude House' un Sweet Recipe Ice Cream Nails serisinden GR701 nolu ojesi. Şişesi adeta minnaklıktan bolca nasibini almış. Bir dondurma külahı şeklinde tasarlanan kapağı ile biz kadınların "ay çok şeker, yeme de yanında yat" diyerekten havada kapacağı bir oje mertebesine ulaşmış. Bu sebepten dolayı bu yazı koleksiyon sahiplerine bir sesleniş niteliğindedir:)
Yassı fırçası sayesinde sürümü çok kolay ve pürüzsüz bir dokusu var. Tek katta istenen tok duruşu veriyor, parlak bitişli ve çok çabuk kuruyor. Tırnak uçlarından da kolay kolay silinmiyor, soyulmuyor. Türkiye de Etude House ürünlerinin satışı yok. Ben online yolu kullanarak ebay üzerinden satın aldım. Hiç bir aksilik çıkmadan 15 gün içerisinde elime ulaştı, hem de free shipping ile 3$ civarında cüzzi bir miktar ödedim. Bu fiyata bu kalite inanılmaz dedirtiyor.
Ruhu cıvıl cıvıl olan insanları minnak bir oje çokça mutlu ediyor, test edildi, onaylandı. Ayrıca tatlı mı tatlı renkleri var, bir inceleyin derim.

Gelelim esas şahaneye:)
Yazın, İzmir Bostanlı Watsons şubesi açılır açılmaz aldığım ilk şey şekerli görünüme sahip olan bir oje olmuştu. Rimmel London'ın Sweetie Crush serisinden 010 Fizzy Applelicious renginden bahsediyorum. İki kat sürümde üstü şekerli bir tırnak görünümüne ulaşıyorsunuz. Böyle bir teknik zaten vardı, ojenizi sürdükten sonra üzerine toz şeker serperdiniz ama bu öyle toz şeker gibi diri diri durmuyor. Dokusu hafif pürüzlü, görünümü sedefli yeşil,sanki elmalı şekerleme.
Diğerinde olduğu gibi bunun da pembeli sarılı, çeşitli renkleri mevcut.


Eee ne karar verdiniz? Sizin tercihiniz dondurma mı? Şeker mi? Yoksa siz de benden misiniz? :)
Mintli kalın,
Sevgiler,
EK

Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz:



3 Ekim 2015 Cumartesi

BENEFIT HIGH BROW KAS KALDIRICI KALEM



"Haydi Kaşlar Havaya"
Slogandan da anlayacağınız üzere kaş kaldırıcı bir kalemden bahsediyorum.
İstediğiniz kadar beyaz, bej-pembe tonlarında toz farları ve aydınlatıcıları kaş altına kullanın, bence bir Benefit High Brow etmiyor. Denedim, gördüm.
Teşekkürler burdan Benefit'e gitsin, kolaylık kalem şeklinde ayağımıza gelmiş. Sürümü kolay, toz olmadığı için bulaşmıyor, uçmuyor, göz kapaklarınıza inmiyor. Serçe parmaklarınızla da kolay bir şekilde dağıtabiliyorsunuz.

İki rengi var; buz pembesi ve ışıltılı şampanya. Buz pembesi olan bende daha doğal durdu çünkü bu ürünü gelin makyajım için satın almıştım ve farım ışıltılı olacağı için makyözüm daha mat olan pembe rengi tercih etmemi istedi. Yine de denemeden almamak lazım, her tende duruşu farklı olacaktır. Kısacası, bu kalem abartıdan uzak sadelik sevenlere çok büyük bir kolaylık. 


Kaş altı ve göz altı aydınlatıcılarında özellikle sevmediğim bir şey varsa o da ampul gibi bir parlama. Fotoğraflarda bu parlama adeta Casper gibi görünmenize sebep olabilir. Ayarında, hafif bir uygulama daha doğru bir tercih olacaktır, sürerken yoğun bir uygulama yapmaktan kaçının, benden söylemesi.

Ayrıca aydınlatıcının daha etkili görünmesi için kaşların da güzel şekillendirilmiş olması bir diğer önemli nokta. Şekillendirilmiş kaşları ihtiyaç doğrultusunda doldurup jel bir kaş rimeli ile tarayarak sabitledikten sonra sokağa çıkabiliriz :) Tabi kaşlarım gün içinde hiç düşmüyor diyorsanız, bir şey sürmenize gerek yok.

Unutmayalım ki, kaş altlarını aydınlatmak uygulamış olduğumuz far ve eyeliner'ın da daha belirgin ve doğal durmasını sağlayacaktır. Makyaj yapmamış olsanız bile sağlıklı bir görünüme, aydınlığa kavuşmanıza yardımcı olacaktır. Bununla birlikte kaşlarınızda daha kavisli ve kalkık bir görüntü ortaya çıkacaktır. Sırf kaş altı değil, aynı zaman da kaşlarınızın üzerine de kaş hizasında yaptığınız uygulama göz çevrenize sağlıklı bir görünüm vadediyor.

High BROW' un başka bir kullanım alanı ise göz içleridir. Genellikle damarlı ve kırmızı görünüme sahip olan bu bölgeye uyguladığımızda daha etkili bakışlara sahip olabiliriz.  Gözlerimiz daha aydınlık ve daha temiz gözükür, damarlı görünüm yok olur, gözlerin iriliği daha iyi ortaya çıkar.
Benefit ürünlerine Sephora mağazalarından ulaşabilirsiniz, bu kadar akıllı bir ürünü bir deneyin derim.
Serin bir hafta sonu olsun
Sevgiler,
EK

Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz :
https://www.blogger.com/follow-blog.g?blogID=3828750734219796106

1 Ekim 2015 Perşembe

MiS GiBi OLMAK



Mis gibi olmak ne kadar hoş bir kavram, misler gibi kokmak...
Sadece güzel koktuğu için enerji veren insanlar vardır, bir gerçeklik.
Temiz olmak sırf bu ışıltıyla, adeta "beni sık, pıs pıss lütfen" diye bağıran parfümleri satın almakla olmuyor tabiki, öncelikli olarak vücut temizliğine, sık sık banyo yapmaya özen göstermemiz lazım.
Ne kadar çok insana sesimizi duyurabilirsek o kadar iyi bence, adeta bir kamu spotu gibi bu düşünceyi yaymakta vatana millete fayda olduğunu düşünüyorum. Aksi taktirde kapalı alanlarda, dolmuş,  hastane, cafe hiç farketmez, karşılaştığımız kötü "kokanlar" yüzünden moralimiz bozulur, abartmak gibi olsun ama günlük yaşam kalitemiz bile düşer.

Banyomuzu alıyoruz, temizliğimiz bittikten sonra ancak o şekilde sıra geliyor parfümlenmeye.
Temiz olmayan vücutta parfüm daha da ağırlaşır, hiç sıkılmasın daha iyi.
Hiç unutmuyorum, üniversitede yine bir "kokan" vakasıyla derslikte burun buruna gelmiştik, burun buruna diyorum çünkü bir kaç arkadaş yanımızda ne kadar dudak balmı, kolanya, parfüm ve türevleri varsa burnumuza sürüp ortam kokusundan kendimizi korumaya almıştık, sonuç burunlarımız tahriş olmuş, ders veren hocamız daha fazla dayanamayıp dersliği terk etmişti.
Buda böyle bir anıydı işte.

Her şeyin yanı sıra en sevdiğim de koku hafızasıdır, geçmişimizin herhangi bir zamanında eğer bir koku ile özdeşleştirdiğimiz anımız varsa, nerede olursak olalım hoppp aklımıza düşer. Anılarını seven bir insanım, ondandır bloğumun da vintage lı olması, tutar getiririm eskipüskü (değerli) ne varsa, paylaşırım.

Özenli bir şekilde dizdim parfümlerimi, en sevdiklerim: My BURBERRY, ACQUA di GIAO ve VICTOR ROLF. Her mevsime , sabah-akşam kısaca her saate uyan kokular bunlar benim için. Bunların yanı sıra biten La Vie est Belle ve kışın kullanmamı bekleyen YVES ROCHER VANILLE NOIRE ve  TENDRE JASMIN de arka sıralarda göze çarpmakta. En öndeki minnak kırmızı kutucuk ise L'OCCITANE in Rose katı parfümü.

Sadece marka parfümleri buraya dizmem burjuvalığımdan değil, bilakis bir cildin  reaksiyon gösterebileceği her türlü alerjiye sahip olmamdandır (Belirtmeden geçemedim).

My BURBERRY hakkındaki fikirlerimi bir önceki paylaşımımda yazdım, incelemek isterseniz burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz, yorum yazarsanız da kısa süre içerisinde dönüş alacağınızı bildirmekten kıvanç duyarım :)

Önümüzdeki günlerde sırayla resimdeki tüm parfümlerle ilgili bir inceleme yazısı derleyip paylaşacağım.

Sevgiyle,
Mis gibi kalın,
EK

Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz :